71. Adli Yıl açılış töreninde konuşan Yargıtay Başkanı Ali Alkan, yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı ve yargı mensuplarının siyaset içine çekilmesi gibi konulara değindi.

"Mahkeme kadıya mülk değildir"

Bu yılki adli yıl törenine Cumhurbaşkanlığına oturan Erdoğan ve hükümet temsilcileri Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu konuşturulduğu için protesto ederek katılmadı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör ile çeşitli askeri ve sivil yüksek yargı mensupları törene katıldı.

Törende Yargıtay Başkanı Ali Alkan 27 sayfalık, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ile 12 sayfalık bir konuşma yaptı.

Yargı bağımsızlığını yakalayamadık
Alkan’ın konuşmasından satır başları şöyle;

Anayasa ve yasalarda düzenlemeler yapılsa da demokratik hukuk devleti diye tanımladığımız ülkelerdeki yargı bağımsızlığı standartlarını bir türlü yakalayamıyoruz. Yürütmenin bir kısım temsilcileri, yetkili soruşturma makamları tarafından verilmiş bir talimat olmadan yargıya polis operasyonu yapılabileceğini kamuoyu önünde açıklayabilmektedir.

Yargıyı isteğe göre dizayn etmek için yargı kurumları üzerinde baskı oluşturulmak istenmesi, yargının kendi içerisinde yapacağı seçimlere ilişkin müdahale girişimleri endişeyle karşılanmaktadır.

Yargıya müdaheleye gerekçe sunulamaz

Yargı kararlarındaki hataların yine yargının kendi denetim sistemi içerisinde giderilmesi beklenmelidir. Bu hususlar yargı bağımsızlığına müdahale için gerekçe yapılmamalıdır. Son zamanlarda Yargıtay Kanunu ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nda yapılan değişiklikler ile yargıya müdahale girişimleri, sorunları çözmekten çok artıracak niteliktedir.

Yargının susması

Yargı bağımsızlığına müdahale niteliği taşıyan konularda, yargının susmasını ve sadece kararları ile konuşmasını beklemek, ancak; demokrasiye, kuvvetler ayrılığına ve hukukun üstünlüğüne gerçek anlamda bağlılığın yaşandığı ortamlarda haklılık kazanabilir.Yargının sükûnet ihtiyacına gerekli özen gösterilmiyorsa veya bu ihtiyaç umursanmıyorsa, sessizliği korumak nasıl mümkün olacaktır?Özellikle anayasayla yargıya tanınan demokratik seçim hakkının kullanılması sonucunda oluşacak temsile, yeni bir yasa değişikliği ile müdahale düşüncesi kabul edilemez.

Yargı mensupları polemiğe zorlanmamalı

Yargıyı yıpratmak kimseye bir yarar sağlamaz. Adaletin güçlü olması, hâkimler için değil herkes için güvencedir. Bu husus hiç unutulmamalı, yargı mensupları polemiğe zorlanmamalıdır.

Hâkimlerin siyasallaşması, siyasallaştırılmak istenmesi veya siyasete konu yapılması, görevlerine yansıtmadıkları bireysel görüşlerinden dolayı ayrımcılığa tabi tutulması hukuk devletinde kabul edilemez.

İfade özgürlüğü, özgür basın

Siyasi iktidarlar, ulusal güvenlik, kamu düzeni gibi gerekçelerle ifade özgürlüğünün kullanılmasını engelleme eğilimindedirler. Hâlbuki ifade özgürlüğü demokratik bir sistemde iktidarı denetlemenin en önemli araçlarından birisidir. Bu yönüyle özgür basının da varlığı başta olmak üzere aykırı düşüncelerin ifade edilmesi sağlıklı bir işleyiş için de sigorta niteliğindedir.

Kadına karşı şiddet

Önceki yıllarda da dikkat çektiğimiz ve bir asayiş sorunu olmanın ötesinde cinsiyet ayrımcılığına dayalı bir insan hakları sorunu olarak ele alınması gereken kadına karşı şiddet olgusu ve her türlü çocuk istismarı maalesef ciddiyetini korumaktadır.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu da konuşmasında yargı bağımsızlığının yok edilmesine tepki gösterdi.(bianet)