Ellerinde zilleri vardı yoğurtçuların, mahallenin çocukları takılırdı peşine omzunun iki yanından aşağıya sarkan yoğurt kaplarını açtığında mis gibi kaymak kaplıydı üzeri yoğurtların.

Pideler taş fırından çıkardı, esirgenmezdi üzerinden çörek otu ve susamı. Sarardı mis gibi kokusu mahalleyi, kuyruklar başlardı iftara yakın telaşlı  saatlerde.

Radyo günleriydi o günler, iftarlar radyodan okunan ezan ile açılırdı, ama yine de o dönemlerde her evden rahatlıkla görülebilen camilerin kandillerinin yanması beklenirdi.

Komşular yemeklerini iftara hazırlarken, yemeklerinin  kokusu yan komşusuna kadar gittiği için belki onların da canı çeker diye paylaşırlardı yemeklerini.

Eski ramazanlardan çocukluğumda aklımda kalanlardan küçük notlardı bunlar.

Yıl 2012 İstanbul Ramazan Ayı

Biz gelelim şimdi günümüze. Geçtiğimiz yıllarda Avrupa kültür başkenti ve bu yılda Avrupa spor başkenti olan! İstanbul’da yaşayanlar belki de yaşamları boyunca en zorlu ramazan ayını geçiriyorlar. Nedenine gelince trafik. Evet İstanbul trafiği kaderine terk edilmiş durumda, Fatih Sultan Mehmet köprüsünün tadilatı, köprü şeritlerinin kapanması derken tam bir eziyet yarışı başladı.

Köprülerde yaşanan bu eziyet adeta işkenceye dönüştü, akşam saatlerinde orucunu evde açmak isteyen vatandaşlarımızın çektiği sıkıntılar gerçekten insanı çileden çıkarırcasına idi. Yalnızca trafik kuyrukları değil, metrobüslerin sürekli kaza ve arızalar yapması da vatandaşlarımızın yaşadığı ayrı bir eziyet.

Bir de dikkatimi çeken bir konu ise metrobüslerin normal yolcu taşıma kapasitelerinin üzerinde yolcu taşıması, neredeyse tıka basa dolu olan metrobüslerde vatandaşlar nefes almakta bile güçlük çekerek yolculuk ediyorlar. Üstelikte anormal sıcakların yaşandığı bir dönemde ve on bir ayın sultanı ramazan ayında.

İstanbul’u yönetenler sanırım ramazan ayının hangi tarihe denk geldiğini unuttular, zira bir Müslüman bir müslümana ancak İstanbul’u  yönetenler kadar eziyet edebilirdi!

Bakıyorsunuz araç kuyrukları kilometrelerce uzamış ancak hiçbir kurumdan  yetkili yok, ne trafik ekipleri ne belediye ekipleri hiç biri ortalıkta yok, peki ya yollarda iftar saatini geçiren vatandaşlarımıza hiç değilse bir su bir sandviç verecek kadar İstanbul belediyesinin bütçesi mi yok?

Sevgili dostlar daha ramazanın birinci haftası, üç hafta daha var Allah oruç tutan tutmayan her İstanbulluya sabır versin, bu sıcaklarda bu trafik eziyetine dayanmak ve sabır göstermek gerçekten çok zor.

“Güzel memleketim İstanbul Sen Sadece bir hayat Değilsin, Sen Hayatın Başladığı yersin Yaşamayı bilenler için”

Hepinize aydınlık günler dilerim.

https://twitter.com/#!/erkanilmi

http://www.facebook.com/#!/erkanilmi