Bir terör eylemiyle karşılaştığımızda ne yapacağız diye soranlara evvelemirde belirtmem gerekir ki sokakta yürürken adamın biri gelip suratının ortasına yumruk atarsa ne yaparsan onu yapacağız. Yakalayıp adalete teslim edeceğiz. Bu, terörle ilgili temel ilkedir, tartışması yoktur. Terörist bile bunu bilerek terör eylemi düzenler.

Sempati beslenecek, hoşgörü gösterilecek, savunulacak hiç bir yanı bulunmayan eylemleri terörist, zevk olsun diye yapmaz; yapıyorsa terörist değil sadist seri katildir. Teröristlerin hepimizin benimseyebileceği talepleri vardır. İster dinsel, ister etnik, ister siyasal olsun görüşleri, makul, anlaşılabilir temellere dayanır. Haklı bile olsalar, terörist eylemlerle haksız duruma düşerler; yalnızca kendileri değil o görüşlerin, o taleplerin terörist olmayan asıl sahiplerini de haksız duruma düşürürler.

Bir toplulukta herkesin kale alındığı, sözünü herkese duyurabildiği temiz bir iletişim ortamı ve insanın tek başına direnemeyeceği baskılara birlikte başa çıkmak için örgütlenme olanağı bulunduğunda, terörün o toplulukta hiç bir dayanağı kalmaz. Terörü topluluk içinden güçlendiren bunların bulunmamasıdır. Bunlar sağlansa bile topluluk dışından kaynaklanan terörist nitelikli saldırılar  olabilir. Terörü sıfırlayacak olan temiz iletişim ortamı, örgütlenme olanakları ve dengeli dış politikadır.

3 Kasım 2002 seçimleriyle, anayasa ve yasalar ihlal edilerek iktidara taşınan AK Parti, terörü sıfırlayacak koşulları sağlamak vaadiyle işe başladı. Ancak ne temiz iletişim ortamını, ne örgütlenme olanaklarını, ne de dengeli bir dış politikayı geliştirdi. Aksine terörle ilgili temel ilkeyi çiğneye çiğneye neredeyse yerle yeksan etti. Taleplerin ve görüşlerin terörist olmayan asıl sahiplerini terörü lanetleyecek duruma getirmek yerine bunların temsilini terör örgütlerinde görerek insanları terör örgütlerinin insafına terk etti. Üstüne üstlük, her hangi bir talebi olanı hakkını uygar biçimde arayamaz, her hangi bir görüşü olanı sözünü uygar biçimde insanlara iletemez hale getirdi. Baskıyı, şiddeti ve giderek terörü toplumsal ilişkilerde norm haline getirdi. Bütün bunlar yetmezmiş gibi uluslararası politikadaki neredeyse tüm dengeleri ortadan kaldırdı.

10 Ekim 2015 Cumartesi günü yurdun dört bir yanından gelip Ankara Garı önünde toplananlar, Pazartesi günü okullarına, işlerine gideceklerdi. Ölümlerinin, yaralanmalarının, travmalarının, kendileriyle, görüşleriyle ya da yaptıkları eylemle hiç bir ilişkisi yoktur. Cumhurbaşkanlığından şu ya da bu devlet kurumundaki hizmetlisine kadar tepeden tırnağa AK Partili olan devletin yurttaşları oldukları için bombalandılar. Devlet bu biçmiyle yönetimi sürdürdüğü sürece hiç birimizin hiç bir konuda güvenliği yoktur.

13 yıllık iktidarları döneminde varolan terörü besleyip büyütenler, yeni terörist çeşitleri türetenler, iletişimi daha da kirli ve kısıtlı hale getirirken, zaten engelli olan örgütlenmeyi durmaksızın cezalandırırken, dış politikayı daha da içinden çıkılmaz hale getirirken Terörü Protesto mitingleri düzenliyorsa bundan ancak daha fazla terörist etkinlik çıkar. Mitinglerine katılanlara, bunlara şimdiye kadar oy verenlere duyurulur; varolan terör dalgası sizin eserinizdir; insanlarımız terörist eylemlerde ve terörizme karşı mücadelede ölmeyi, sakatlanmayı, yaralanmayı, zarar görmeyi sayesizde sürdürüyor. Yapmayın artık.